YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/861
KARAR NO : 2014/16790
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
MAHKEMESİ : Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2011/902-2013/310
Davacı M.. Ö.. vekili Avukat M.S. tarafından, davalı K.. K.. aleyhine 15/12/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/10/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının 28/11/2011 tarihinde gazetecilere verdiği demeçte kullandığı ifadelerle kişilik haklarına saldırdığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Tarafların her ikisi de siyasi hüviyete sahip olup; davacı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı, davalı ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanıdır.
Mahkemece davalının konuşmasında söylediği sözlerin ima yoluyla davacıyı hedef aldığı kabul edilerek, talebin kısmen kabulü ile manevi tazminata hükmedilmiştir. Oysa dava konusu konuşmada davacının ismi hiç zikredilmemiş, Kayseri Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluk iddiaları ile ilgili soruşturmaların eksik yapıldığı dile getirilerek soruşturma makamındakiler eleştirilmiştir.
Gerek 4. Hukuk Dairesi’nin, gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşmiş içtihatları ve gerekse doktrinde benimsendiği gibi davacının isminin geçmediği konuşma (yansıma) yoluyla kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilemez. Genel ifadelerle bir yerde yolsuzluk olduğunun belirtilerek, eleştiri yapıldığı anlaşılan bir konuşmadan davacının kastedildiği anlamının çıkarılması mümkün değildir.
Bununla beraber Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında da belirtildiği üzere siyasi hüviyete sahip şahısların kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanmaları gerekir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade Özgürlüğünün sadece “zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen bilgi ve fikirler değil aynı zamanda rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği” belirtilmiş ve bu ifadeler var olmadan “demokratik bir toplum”dan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmemiş; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/12/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.09/12/2014
KARŞI OY YAZISI
Dava kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin bir bölümü kabul edilmiş olup, hükmü davalı temyiz etmiştir.
CHP Genel Başkanı olan davalının Brüksel’de katılmış olduğu Avrupa Sosyalist Partileri toplantısının ardından, dönüşte uçakta kendisine eşlik eden gazetecilere vermiş bulunduğu 28/11/2011 tarihli beyanattaki bazı sözleri dava konusu edilmiştir.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olan davacı ile bir kısım Belediye çalışanı kamu görevlileri hakkında, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24/10/2011 gün ve 2011/1493-15569 sayılı kararı ile rüşvet almak suçundan kamu davası açılmasını haklı kılacak yeterlilikte ve kuvvetli delil, iz, eser ve emare bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen, davalının bu kararı göz ardı ederek “Genel sekreter belediyede ikinci adam bir yerden talimat almasa yapabilir mi?” şeklindeki sözleri ile Büyükşehir Belediye Başkanı olan davacıyı ima ettiği açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının takipsizlik kararından bir ay sonra, yargı kararını yok sayarak davacıyı itham eden mahiyette ifade kullanması davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eder.
Bu itibarla yerel mahkemenin gerekçesi ve kararı esas yönünden son derece isabetlidir. Tazminatın miktarı açısından ise görüş bildirme hakkımı saklı tutuyorum. Tüm bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun davanın reddi gerektiği yönündeki kararına katılmıyorum.09/12/2014