Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2448 E. 2023/3818 K. 14.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2448
KARAR NO : 2023/3818
KARAR TARİHİ : 14.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1227 E., 2022/311 K. Birl. Dava 2003/253 E.
ASIL VE BİRL. DAVADA
ASIL VE BİRL. DAVADA
ASIL DAVA TARİHİ : 20.05.2003- Birl. Dava 23.07.2003
HÜKÜM/KARAR : Yeniden Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına, Birl. Davanın Kısmen Kabulüne

Taraflar arasında görülen asıl dava alacak, birleşen davada istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dava yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı kurum arasında 29/07/2022 tarihli sözleşme imzalandığını ve Emniyet Genel Müdürlüğüne ait 150.200 adet kazağın imalatının üstlenildiği ve edimini yerine getirerek davalıya teslim ettiğini ancak davalının eksik ödeme yaptığını belirterek bakiye iş bedeli alacağını talep ve dava etmiştir.

II.ASIL DAVA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının edimini eksiksiz ve zamanında yerine getirmediğini, geç teslimden kaynaklı asıl işveren idare tarafından ceza tahakkuk edildiğini, hem eksik iş hem geç teslimden kaynaklı olarak davacının verdiği teminat mektubundan kesinti yapılacağını, kalan tutarın SGK ilişiksiz belgesi getirildiğinde iade edileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III.BİRLEŞEN BURSA 1. ATM 2003/253 SAYILI DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; sözleşme dolayısıyla 60.000,00 TLkesin teminat mektubu ve 30.000 TL karşılığı olarak 18.250$ nakdi teminat verdiğini ancak iade edilmediğini belirterek teminat mektubunun iptali ve nakdi teminatın iadesini talep etmiştir.
Davacı 30/01/2014 tarihli dilekçesinde, teminat mektubunun davalı tarafça nakte çevrildiğini 31.892.889.300TL(eski para ile)sinin kendisine iade edildiğini, teminat mektubunun iadesi talebine istirdat olarak devam edildiğini, verilen teminatın dolar cinsinden verildiğini ancak ödemenin TL cinsinden olduğundan oluşan farkı talep ettiğini belirtmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17/06/2013 tarihli ve 2012/302 Esas, 2013/242 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile 26.696,53 TL’nin 28/03/2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, 31.892,89 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay(Kapatılan)15.Hukuk Dairesi 10.07.2019 tarih 2019/1792 Esas ve 2019/3284 Karar sayılı ilamında “1-Asıl davada kurulan hükme yönelik tarafların temyiz itirazları yerinde görülmemiş, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre onanması gerekmiştir.
2-Birleşen dava yönünden, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı yüklenicinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Davacı taşeronun birleşen davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalı tarafından iade edilen 18.250,00 $’ın iade tarihindeki TL karşılığı 30.000,00 TL’yi karşılamadığından aradaki farkın (18.250,00 $’ın davacıya iade tarihindeki TL karşılığı ile 30.000,00 TL arasındaki farkın) hesaplanıp bulunacak miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davacının bu konudaki talebinin hatalı değerlendirmeyle kur farkı olarak nitelendirilerek reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen davada mahkemece dava kısmen kabul edilerek kesin teminat mektubunun davalı yüklenici tarafından nakde çevrilerek tahsil edilen tutarı olan 31.892,89 TL’nin davalıdan alınmasına, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir. Asıl davada yapılan inceleme ve kurulan hükme göre davacı taşeronun yükleniciye borcunun bulunmadığı ve teminatların iadesi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Birleşen davanın açılmasından sonra gerek nakdi teminatın gerekse kesin teminatın bir kısmı davanın devamı sırasında davacı taşerona iade edilmiştir. Bu nedenle bu kısım talepler yönünden “konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına”, iade edilmeyen nakde çevrilen kesin teminat miktarı yönünden istirdada karar verilmesi gerekir. Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder (HMK md 331/1).
Bu durumda birleşen davada, davacı taşeron davayı açmakta tamamen haklı olduğundan birleşen dava değeri üzerinden davalının yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B.İkinci Bozma Kararı
1.Yargıtay bozma ilamına karşı taraflar vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.

2.Yargıtay(Kapatılan)15.Hukuk Dairesi 14.07.2020 tarih 2019/3165 Esas ve 2020/2259 karar sayılı ilamında “1-Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı taşeron birleşen dosyada açtığı davasında teminatların iadesine karar verilmesini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davacı taşeron birleşen dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağına reeskont faizi uygulanmasını istemiş; yargılama sırasında 30.01.2004 tarihli dilekçesinde alacağının miktarını 36.263,93 TL olarak göstermiştir. Mahkemece birleşen davada hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, hüküm altına alınan alacağa faiz uygulanmamış olması doğru olmadığından; davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile bozma ilamına bu gerekçe de eklenerek kararın bozulması uygun bulunmuştur.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

C.Üçüncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 21/09/2020 tarih 2020/369 Esas ve 2020/418 karar sayılı kararında asıl dava dosyası olan 2020/369 Esas (Eski 2012/302 Esas) sayılı dava dosyasının Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 10/07/2019 tarih 2019/1792 Esas 2019/3284 Karar sayılı ilamıyla onandığı ve kesinleştiği anlaşıldığından bu dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Birleşen Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/523 Esas 2004/119 Karar sayılı dosyasında, Davanın kısmen kabulüne, buna göre 4.249,75 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine,, Davacı tarafın temiant mektubunun iptali talebi konusuz kaldığından bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir.

Karara karşı taraflar vekilince süresi içinde temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Dairemiz 14.09.2021 tarih 2021/266 Esas ve 2021/58 karar sayılı ilamında “Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bozma ilamında belirtilen 60.000,00 TL’lik teminat mektubunun iadesinin şartlarının oluştuğu, iade edilmeyerek nakde çevrilen kısım için istirdada karar verilmesi gereken bedel hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadan karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; nakde çevrilen ve iadesinin davacıya yapılmadığı kesin teminat mektubu bedelinin davacı lehine istirdatına karar verilerek bu bedelle ilgili hüküm kurulmasından ibarettir. Bu nedenle asıl dava ve birleşen dava davacısı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulması gerekmektedir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 21/03/2022 tarih 2021/1227 Esas 2022/311 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak, asıl dava dosyası olan 2021/1227 Esas (Eski 2012/302 Esas) sayılı dava dosyasının Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 10/07/2019 tarih 2019/1792 Esas 2019/3284 Karar sayılı ilamıyla onandığı ve kesinleştiği anlaşıldığından bu dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Birleşen Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/523 Esas 2004/119 Karar sayılı dosyasında; Davanın kısmen kabulüne, buna göre 4.249,75 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, Davaya konu 60.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yargılama devam ederken nakde çevrildiği ve 31.892,89 TL sinin davalıya ödendiği tespit edildiğinden işbu miktar olan 31.892,89 TL’nin tahsil edildiği tarih olan 06/08/2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, bakiye kısım olan 28.107,11 TL nin davacıya iade edildiği dikkate alınarak işbu miktar yönünden ise talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davada vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle teminat mektubu ile ilgili kabul kararı verilmemesi gerektiğini, davacı tarafa mektubun iade edildiğini, alacağa faiz hükmedilmemesi gerektiğini, kur farkının talep edilemeyeceğini ve birleşen davada vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı olarak açılan alacak ve istirdat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 428 nci maddesi, 438 nci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrası,
818 sayılı Borçlar Kanununun 410 ve devamı maddeleri,
818 sayılı Kanunu’nun 355-372inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraflar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.