YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6654
KARAR NO : 2023/5963
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1163 sayılı Kanun’a muhalefet
KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
Sanık hakkında, 1163 sayılı Kanuna muhalefet suçundan, hükmün açıklanması suretiyle aynı Kanun’un Ek 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca netice 25 gün hapis ve 500,00 TL adlî para cezası uygulanmasına karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB – 2023/8480 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve KYB – 2023/8480 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre;
1-Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Sivas 4. Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarihli kararının, sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat
Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de,
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen kararın, 07/03/2016 tarihinde talimat duruşmadaki savunmasında “Babataşı mahallesi Kameraman Ali Uğur caddesi No:19 iç kapı no:2 Fethiye/Muğla” olarak bildirdiği bilinen adresine, 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesine uygun olarak tebliğ işlemlerinin yapılması, anılan tebligatın iade gelmesi hâlinde ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin tamamlanması gerektiği, belirtilen usulde muhatabın bilinen adresine anılan Kanun’un 21/2 maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu cihetle söz konusu kararın kesinleşmediğinden denetim süresinin de başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresinde işlenmiş bir suçtan da söz edilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün açıklanması ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
Kabule göre de,
1- Sivas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 22/11/2016 tarihli kararının kesinleşme ve dolayısıyla sanık hakkında 5 yıllık denetim süresinin başladığı tarihin 09/12/2016 tarihi olduğu, denetim süresinde Sivas 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 2018/261 esas, 2018/735 sayılı kararına konu suçun işlendiği tarihin ise 2016 yılının ilk 6 ayı olması itibarıyla, denetim süresinden önce işlenen suç nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde
2-5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklinde düzenleme uyarınca, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan 25 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde
3-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 10/11/2021 tarihli ve 2021/15440 esas, 2021/19053 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde yer alan, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5-d maddesinde yer alan “01/01/2020
tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d maddede yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi nedeniyle, anılan iptal kararının yayım tarihinden sonra verilen kararlarda basit yargılama usulü yönünden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu, bu haliyle sanığın mahkûmiyetine esas 5237 sayılı Kanun’un 228. maddesinde düzenlenen suçun, suç tarihindeki şekli ile, 5271 sayılı Kanunu’nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kararın ise 30/03/2022 tarihinde verildiği anlaşılmakla, karar tarihi itibarıyla belirtilen iptal kararı sonrasında sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.” şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarnamesindeki talepler yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) numaralı isteminin KABULÜNE,
2. Sivas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/834 Esas, 2022/230 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre kanun yararına bozma ihbarnamesindeki diğer istemler yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.